PAZARLAMA İLETİŞİMİNDE BİR WEB 2.0 UYGULAMA UYGULAMA ÖRNEĞİ
KOBİ’lerin İnternet’ten erişilebilir olmasının, sanal dünyada yer almasının, onlara neler kazandırdığını her ortamda, konferans, seminer ve yazılarımda vurgulamaya çalışıyorum. Bu sayıda sizlerle paylaşmak istediğim konu bunun bir türevi olarak nitelendirilebilir. Sosyal medyada var olmak. Konuyu sizlere bir uygulama örneğinden yola çıkarak aktarmak istiyorum. Amacım, KOBİ’lerimizi ,bu uygulamaların benzerlerini gerçekleştirmek konusunda yüreklendirmek. Elbette kendi amaç ve pazarlama stratejilerine uygun olması durumunda ve içinde bulundukları sektör ve özellikle de hedefledikleri kişi ve kurumların ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alarak. Aksi durumda doğru bir
iş yapalım derken, işi doğru yapmadıkları için beklenmeyen sonuçlar doğabilir. Sanal dünyada var olmanın bir türevinin de sosyal medya da var olmak olduğuna geri dönelim. Sosyal medyanın açıklamasını özellikle yazının içeriğinden rahatlıkla anlaşılacağına güvenerek, öncelikle başlıkta yer alan Web 2.0 teknolojisinin pazarlama iletişiminde bir işletmeye neler kazandırabileceğini anlatmaya bir uygulama örneği ile başlayalım. Bu uygulamanın bir bölümünde ben de yer alma şansını yakaladım. Yani sözünü ettiğim o sosyal medyayı oluşturan kişilerle hem gerçek ortamda hem de sanal ortamda beraberdim. Bu nedenle sizlere konuyu bizzat şahit olduğum faaliyetler ve katıldığım etkinliklerle anlatmak istiyorum.

İçinde Web 2.0 uygulaması olan, sosyal medyada var olma hedefini amaçlayan ve bu yazının konusu olan pazarlama iletişimi uygulamasını anlatmaya daha açıklayıcı olması için sürecin başından değil ortalarından başlamak istiyorum. 15 Aralık Salı günü bir lansmana davetliydim. Lansman bir video blog sitesinin fiziksel ortamda tanıtımının gerçekleştirildiği lansmandı ve bildiğim kadarıyla blog sitesi lansmanı olarak bir ilkti. Sitenin ismi www.bizimusulmakarna.com . Bu site bir video paylaşım sitesi olup Türk usulü makarnaların pişirildiği video görüntüleri içeren, makarna ile yapılan yemek, salata, tatlıların resimli ve videolu tariflerinin yer aldığı, site ziyaretçilerinin kendi tariflerini paylaştığı, konunun meraklılarına uygun biçimde kategorilere ayrılmış yemek ve makarna çeşitlerinin sunulduğu, okuyucuların yemek tariflerini ve yorumlarını yazabildiği etkileşimli bir paylaşım sitesi. Diğer bir ifadeyle bir Web 2.0 uygulama örneği.

Bu noktada konuya yabancı olan KOBİ sahibi ve yöneticilerimizin konudan kopmalarını önlemek amacıyla bazı temel bilgilere yer vermek istiyorum. Web 2.0’ın ilk versiyonu olan Web 1.0’dan farkı kısaca şöyle. İnternetin hayatımıza girdiği ilk yıllarda kişi veya işletmeler, kurumlar internet kullanıcılarına kendilerini, ürün ve hizmetlerini anlatmak için, tanıtım amaçlı Web siteleri kurdular. Bunlar durağan sayfalardan oluşan sitelerdi. Yani bir broşür niteliğinde, iletişimin tek taraflı kurgulandığı sitelerdi. Ancak, İnternet ve Web teknolojilerinin gelişmesiyle, Web 2.0 uygulamaları olarak nitelendirdiğimiz uygulamalara yönelmek mümkün oldu. Sosyal medya diye isimlendirdiğimiz bir medyanın oluşmasına da neden olan bir Web 2.0 uygulama örneği işte yukarda sözünü ettiğimiz blog sitesi. Web 1.0 ile Web 2.0’ın farklılığını daha yalın bir dille anlatmak gerekirse Web 1.0 da statik ve tek taraflı yayın yapan web sitesi yerine Web 2.0 da, dinamik ve kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler (user generated content) söz konusu. Hatırlayanlar olacaktır Web 1.0’da ziyaretçi defterleri açılır ve bu şekilde ziyaretçiden geri iletim beklenirken, veya bir iletişim formu doldurarak veya e-posta ile haberleşme şekli tercih edilirken, Web 2.0 uygulamalarında ziyaretçi doğrudan web sitesine yorum yazabiliyor, fotoğraf ve video yükleyebiliyor, bunları arkadaşları ile gerçek zamanlı paylaşabiliyor. Paylaşım sürecinden kısaca bahsetmek için yukardaki örneğe dönecek olursak sitede belirli aralıklarla yeni videolu yemek tarifleri yayınlanıyor. Bu videoların yayınlanmasıyla birlikte sitenin ziyaretçileri bu videoları hem kendileri izliyorlar hem de bu videoyu arkadaşlarıyla paylaşarak yemeğe ve yemek yapmaya meraklı olan kişilerin de haberdar olmalarını sağlıyorlar. Site yeni videolu yemek tarfilerinin yayını sadece bu şekilde duyurmuyor elbette. Sitede HABERİNİZ OLSUN başlığıyla bir bölüm var. Devamında şu yazıyor. “Sitemizde haftada birkaç kez yeni makarna tarifi videosu yayınlanıyor. Yeni video yayınlandığında size haber vermemizi ister misiniz? O zaman aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi yazıp GÖNDER butonuna basın”. Konuyu her ne kadar dağıtmamak için çaba sarfetmeye çalışsam da sadece bu mesajın içeriğinin, yeni nesil pazarlama iletişiminin tipik ve doğru bir şekli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü bu bir izinli pazarlama yöntemi. Çünkü e-posta adresi site ziyaretçisinden onun bilgisi dahilinde ve onun isteğiyle alınıyor. Buradan da görüyoruz ki spam, yani alıcının istemediği e-posta mesajı gönderme alıcı için ne kadar itici ise, gönüllü olarak verilen e-posta adresi bir o kadar kıymetli. Alıcının izni dahilinde verilen bir e-posta adresine onun ilgisini çekecek bir pazarlama mesajı göndermenin ne denli olumlu getirisi olacağı ise tartşma götürmez bir gerçek.

Web 2.0 uygulamasına örnek olarak anlattığımız bu blog sitesinin lansmanına geri dönerek konuyu aktarmaya devam edeceğim. Lansmana, birçoğu yemek ve pazarlama konularında blog siteleri olan bloggerların yanı sıra basından da anlamlı sayıda basın mensubu ilgi gösterdi. Lansman blog sitesinin içeriği kadar samimi ve paylaşımcı bir kurguyla gerçekleşti. Bu da sosyal medyada var olmanın bir başka kuralı. Samimiyet, dürüstlük ve paylaşmak. Aksi halde bu medya çok acımasız olabiliyor. Siz kullanıcınıza, müşterinize ne kadar yakın ve samimi olursanız onlardan da o derece samimi karşılık görme ihtimaliniz artıyor. Bu noktada bir önceki Kobilife sayısındaki yazıma gönderme yapmak istiyorum. Müşteri ilişkilerinde müşteri odaklı yaklaşımın en önemli bileşenlerinden birisinin onlarla vazgeçemeyecekleri samimi ilişkiler kurmak olduğunu vurgulamıştım. İşte özetlemeye çalıştığım uygulama örneği, blog sitesiyle, lansmanıyla, lansman sonunun tam öğle yemeği saatlerine raslatılarak bizim usul makarna çeşitleriyle donatılan bir yemek davetiyle sonlandırılan samimi ve katılımcılarını etkinliğin içine alan bir uygulamaydı.

Samimiyetin en belirgin göstergesi olan bir kişiden söz etmeden geçersem yazımın ana fikrinin çok eksik kalacağını düşünüyorum. Lansmanda sahne alan ve etkileşimli bir sunum gerçekleştiren kişi, bir yemek bloggerı olan Devletşah Özcan. Kendisine ait çok başarılı bir blog sitesi olan bu samimi ve genç hanım aynı zamanda www.bizimusulmakarna.com blog sitesinde yer alan videolu yemek tariflerinin aktif oyuncusu, mutfakdaki ahçıcı ve eşiyle birlikte sitenin yöneticisi. Aynı zamanda TV reklam filmlerinde bizzat kendisi rol alırken, lansmanın da sunumunu yapan kişi. Yazının konusu olan etkileşimli pazarlama iletişimde en önemli rolü üstlenenlerden birisi. Sosyal medyanın tam merkezinde rol oynayan sanal dünyanın güleryüzlü gerçek kişisi. Şimdi onun ağzından samimi lansmanın devamını aktarmaya devam etmek istiyorum.

Devletşah sahnede blog sitesinin tanıtımını yaparken sitede yer alan videolu yemek tariflerini hangi meşhur kişilerle çektiklerini ve çekimler esnasında makarnaları birlikte pişirirken ne güzellikler yaşadıklarını, ne eğlenceli dakikalar geçirdiklerini anlattı. Birlikte Türk usulü makarnaları pişirdikleri kişilerin çoğu aslında internet dünyasında ilgili camianın haberdar olduğu, bir kısmını yakından tanıdığı, yemek ve pazarlama dünyasının İnternet’te sosyal medyasını oluşturan meşhurları. Aralarında geleneksel mecrada tanınan çok meşhur yemek uzmanları, sanatçılar da var elbette. Sahnedeki sunumu esnasında birlikte çekim yaptığı kişilerden birkaçını da sahneye davet ederek çekim sırasında yaşanan eğlenceli dakikalarla ilgili yaptığı esprileriyle lansmana renk katmayı da başardı.

Pazarlama iletişimi adına söz etmeye değer olan bir diğer detay ise lansmanın İnternet üstünden naklen yayınlanmasıydı. Sunumun ardından verilen yemekte ise blog sitesinde videolu tariflerinin yer aldığı 25’in üzerinde makarna çeşitleri katılımcılara ikram edildi. Bu sırada yemek bloggerlarının çektikleri fotoğraflar daha sonra kendi blog sitelerinde veya arkadaşlarıyla haberleştikleri mini blog sitelerinde gerçek zamanlı yani neredeyse lansman esnasında yer almaya başladı. Birçoğu mobil iletişimin ustası olan bloggerlar daha yemeklerini yerlerken fotoğrafları ve lansmanla ilgili haberleri yayınlamaya çoktan başlamıştı bile. Geleneksel olmayan yöntemlerle, ama ilgili hedef kitle için çok etkin ve özellikle çok daha verimli olarak gerçekleşen bu pazarlama iletişimininin benzeri bir uygulamadan değer yaratabilecek tüm KOBİ’lerimize örnek olmasını dileyerek alınması gereken mesajı aşağıda özetlemek istiyorum.

Öncelikle İnternette var olmak, erişilebilir olmak önemli. Bunun için artık sadece kurumsal Web siteleri aracılığıyla İnternet ziyaretçileriyle buluşmak yetmiyor. Sosyal medyadan yararlanmak öncelikle pazarlama planı içinde yer almalı. Bu medyada, markanın isminden olumlu bir biçimde söz ettirmek artık yeni nesil pazarlamanın bir gereği. Yukarda örneğini gördüğünüz blog sitesiyle, miniblog sitelerinde adından söz ettirecek etkinlikler yaparak, firmaya ait farklı markalar varsa bu markalara ait siteler kurarak, kampanyaları sırasında kampanyaya yönelik web siteleri, blog siteleri hazırlayarak bu işin icraatını da yönetmek gerekiyor. Diğer bir ifadeyle etkileşimli, samimi, paylaşımcı, yeni nesil pazarlama iletişim uygulamalarını tesadüflere bırakmak yerine planlamak ve yönetmek gerekiyor. Yönetilen her proje veya faaliyet gibi amaca ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmek gerekiyor. Yazıya konu olan firmanın yöneticileri bu aşamada bizlerle şu gerçeği de paylaştılar. “Böyle bir video blogu kurarak farklı makarna tariflerini paylaşmanın makarna pişirme ve yeme kültürümüze katkısı olacak. Firmamız, 360 derece pazarlamaya inanıyor ve yatırımlarını da bu yönde şekillendiriyor. Sosyal ağlar, bloglar, sosyal paylaşım siteleri yeni iletişim alanlarımız olacak” .

Yazıyı hazırlarken sizlerle son bir bilgi paylaşımında daha bulunmak adına çok kullanılan arama motoru google.com’da bu pazarlama iletişiminin etki alanını, Web 2.0 uygulamasına örnek olan bu sitenin kaç kez arandığını baktım. Yöneticilerin de ölçümlemenin önemine işaret ettiğinin de altını çizerek Web sitelerinde, görsellerde, ve blog siteleri arasındaki aramaların anlamlı ve başarı grafiiği yüksek olduğunu gösteren bir sayıya ulaştığını görmek şaşırtıcı olmasa gerek.

“SOSYAL MEDYADA VAR OLMAK KOBİ’LERE NELER KAZANDIRIR?”, yazısına bir yorum yapıldı.

  1. Işıl Yılmaz

    Hocam, oldukça faydalı olan yazılarınız için sizi içten kutlarım. Ben de geçtiğimiz günlerde http://blog.adresgezgini.com/kobiler-icin-sosyal-medya-kullanimi/ adresinde yer alan Kobiler için Sosyal Medya Kullanımı başlıklı bir yazı yazmıştım. Sosyal medyada yapılan pazarlama faaliyetlerinin faydalı olacağına inanıyorum .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.