KOBİ’ler İçin Online Eğitim Alanlarının Belirlenmesi ve Sürecin Planlanması
Ekim ayı yazıma, değerli KOBİLİFE okuyucularıyla son birkaç aydır birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirterek başlamak istiyorum. Sizlerle bu dergi aracılığıyla da bilgi paylaşımında bulunmak artık benim için oldukça keyifli ve bir o kadar da önemli bir sorumluluk haline geldi. Öyle ki yoğun bir programı olan işgezisinde bulunduğum ABD’den, KOBİ’lerin eğitim ihtiyaçlarının giderilmesine ilişkin edindiğim izlenimlerimi sizlere aktarmak için büyük bir istek duymaktayım. Sayın Ali Kahraman’ın yazılarımı bekleme konusundaki sabrı için de kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Sanıyorum artık kendimi KOBİLİFE’ın daimi yazarlarından biri olarak görmemi hoş karşılarsınız.
Bu ayın konusu elbette yine “e” ler, online eğitim ve KOBİ’lerle kesişimi. Bunu bir de online eğitim konusunda yapmakta olduğum çalışmalarla birleştirince, sizlere başlıkta özetlediğim konu hakkında bir yazı hazırlamak istedim.
ABD gezimin amacı online eğitimin çok sistematik bir biçimde planlanarak ihtiyaç sahiplerine sunulduğu tamamen online bir Üniversiteyi incelemekti. Online eğitimle ilgili anlatacak çok şey olmakla birlikte, bu ayki yazımda sizlerle eğitim ihtiyacını saptamak için izlenen yöntemin nasıl olması gerektiğini paylaşmak isterim. Daha sonraki yazılarımda yine KOBİ’leri özellikle KOBİ’lerin ikinci ve üçüncü kuşak sahipleri ve aynı zamanda yöneticilerini yakından ilgilendiren konuları yazmaya çalışacağım.
Geçen ayın yazı konusu hatırlayacaksınız KOBİ’ler için Online Eğitimin Önemi hakkında idi. Orada vurgulanan esaslar kısaca şunlardı. Gelişimin ve değişimin artık inkar edilemeyecek boyutlara gelmiş olması. Bu değişim hızının sonucunda bilgilerin daha hızlı güncellenmesine ve değişen bilgi ihtiyacının uygun ortamlardan doğru zamanda sunulması gereği. Bu nedenle etkileşimli ve paylaşımcı bir ortamda ve mümkün olduğu kadar uluslararası platformlarda ortak aklın oluşması. Bu ortak akıldan tüm kişi ve kurumların eşit bir biçimde faydalanabilmesi. Eğitimin ömür boyu devam etmesi gerektiği. Yoğun iş hayatının getirdiği gündelik iş yükleri nedeniyle bunu her zaman belirli bir mekan ve zaman sınırıyla yapmak yerine eğitimin yeri ve zamanını eğitimi alacak kişi ve kurumların seçmesinin çok daha etkin sonuçlar doğuracağı ve verimliliği artıracağı. Son olarak da amacın eğitimli bireyler ve kurumlar olduğu ve online platformların bu eğitimi sağlamak için bir ortam olduğu ana fikrine varılmıştı.
E-ticaret, e-işletme, e-iş, e-öğrenme konularında yazdığım yazılar ve yaptığım konuşmalarda özellikle vurguladığım ve konunun uzmanları tarafından da ısrarla vurgulanan prensiplerin başında şu vardır. “E” den sonra gelen kelimelere odaklanmak. Örneğin e-öğrenmede, öğrenmeye odaklanmak. Elektroniğin kısaltılmışı olan e’yi ise bir araç olarak görmek.
Konuya bu açıdan bakıldığında eğitim sistemini bir bütün olarak ele almak ve önce ihtiyacın saptanmasından başlamak gerekiyor. KOBİ’lerin en üst yöneticilerinden çalışanlarına kadar ihtiyaçları olan eğitimi belirlemek önemli ve sürecin aslında ilk aşamalarından birisi. Şimdi sizlere ilk sorumu sormak istiyorum. KOBİ’lerin değerli yöneticileri öncelikli sorum çalışanlarınız eğitim ihtiyaçlarının saptanmasıyla ilgili olacak. Yeni girişimci KOBİ’lerin yöneticileri ile kurucu aile büyüklerinin işlerini devralan ikinci ve üçüncü kuşak yöneticilerinin eğitim ihtiyaçları konusunu ise bir sonraki yazımda irdelemek istiyorum.
KOBİ çalışanlarının ne tür eğitimlere hangi sıklıkta ve hangi yöntemlerle ihtiyaç duyduklarına genel olarak bakılırsa, ilk akla gelen parametrelerden birisi öncelikli eğitim ihtiyacı bulunan sektörler olmalı. Ürün mü yoksa hizmet sektörü mü diye en genelden yola çıktığımızda ve gelişen trendlere baktığımızda dünyada hizmet sektörünün ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. Ülkemizin doğal kaynaklarına baktığımızda ise gıda ve özellikle tarım ürünlerinden tutun da deniz ürünlerine kadar çok geniş bir yelpazede potansiyelimiz söz konusu. Hizmet sektörü derseniz en başta turizm olmak üzere çok daha spesifik konularda örneğin uçak bakım ve onarım hizmetlerine, internet teknolojileri hizmetlerinden interaktif hizmetlere ve çok genel çerçevede e-hizmetlere kadar birçok farklı hizmet sektöründe faaliyet gösterme potansiyeline sahibiz.
Konuyu daha fazla uzatmadan toparlamak gerekirse gerek ülkemizin konumu gerek kuvvetli yönlerimizden birisi olan genç ve dinamik nüfusumuz çok farklı sektörlerin gelişimine ve büyümesine olanak sağlamakta. Bu noktada önce ülke bazında sonra da bölgesel bazda stratejik önceliklerimizi ortaya koymamız gerekiyor. Bunun verilmesi gereken ilk karar olduğunu vurguladıktan sonra bazı örneklerle eğitim ihtiyacının saptanması ve bu ihtiyacın giderilme yöntemi konusunu derinleştirmekte fayda var. Hangi sektörde büyüme hedefiniz olursa olsun bu sektörün eğitim ihtiyacı kimlerdenve nasıl elde edilmeli?
Gözlemlerim bu ihtiyaçların çok iyi saptanamadığı yönünde. Hangi sektörden ilgili kişilerle konuşursam konuşayım, çalışanlarının eğitim ve bilgi ihtiyaçlarının mevcut eğitim sistemleri tarafından yeterince karşılanamadığı yönünde. Bu önermede bulunanlara tamamen katılıyorum. Diplomalı çok sayıda eğitilmiş veya eğitilmiş olduğu sanılan kişiler varken işverenler in bir çoğu işlerine yarayacak eleman bulmakta çok zorlandıklarının altını çiziyorlar. Bu ne garip bir çelişkidir. İşin acı tarafı ise bu çelişkinin artması ve işsizliğin yüksek seviyelerde olduğu ülkemizde ihtiyaçların ve arzın arasındaki uçurumun artması. Eğitim ihtiyaçların doğru belirlenememesinin ardından ise bu eğitimin verilme şeklinde, zamanlamasında ve eğitim içeriğinin sunulduğu ortamda ortaya çıkan çelişkler.
Eğitim ihtiyacının saptanmasıyla ilgili düşüncelerimi genel bir çerçevede ifade etmem gerekirse, bu ihtiyaçların aslında ekonominin, ticaret hayatının, uluslararası ticari ilişkilerin kısacası dünyanın dinamizmine uygun saptanması en makul çözüm önerilerinden biri olur. Bu hızı sağlamanın yolu ise yine “e” platformlardan geçiyor. KOBİ’lerin eğitim ihtiyaçlarını saptamak için tüm sektörlere hitap eden bir KOBİ eğitim portalı olabilir. Üniversite sanayi işbirliği çerçevesinde bir Üniversite platformu olabilir. Her üniversitenin kendi sitesinde, uzmanlık alanları çerçevesinde sektör çalışanlarına sverebilecekleri özel alternatif eğitim programları KOBİ çalışanlarının veya yöneticilerinin seçimine sunulabilir. Her sektöre özel eğitim taleplerinin iletildiği ve bu taleplerin karşılandığı bir vortal modeli olabilir.
E-dünya artık interaktif ve paylaşımcı, yani her ihtiyacın kapalı kapılar ardından ve başkalarının dikte etmesine gerek kalmayan bir dünyadayız. Özellikle de sektör hakkında bilgi edinip gerekli veri ve istatistikleri inceleyip hangi birey veya kurumların hangi eğitimlere öncelikli olarak ihtyaçları var şeklinde merkezi bir karar alana kadar ya o sektör eski önemini yitirebilir ya da söz konusu eğitim ihtiyacı artık kalmamış olabilir. Artık eğitim ihtiyaçları da dahil tüm ihtiyaçların İnternet vasıtasıyla talep sahibine gerçek zamanlı sorulabildiği, etkileşimli platformların kurulduğu ve erişildiği teknolojiler söz konusu. Farklı mekanlardan benzer ihtiyacı olanların biraraya gelerek forum ve sohbet odalarında seslerini duyurduğu bir zamandayız.
Öyleyse KOBİ’ler içinde bulundukları sektörün pazar dinamiklerini ve küresel dünyanın zorladığı rekabet etme becerisi kazanma gereğini dikkate alarak çalışanlarının eğitim ihtiyaçlarını yine kendilerinin belirlemesi en uygunu. Bu ihtiyacı karşılamaya aday olan eğer bir üniversite, bir eğitim kurumu ise elbette sunacakları eğitim seçenekleri yine dünyanın değişen çehresine uygun ve talep sahiplerinin en azından seçenekler arasından seçim yapmasına uygun olmalı. Bu seçenekler bir program genelinde sunulabileceği gibi bir ders hatta birkaç saatlik bir ders seçeneği şeklinde bile olabilir. Eğer KOBİ’lerin esnek bir yapıya sahip oldukları söylemi çoğunluk araştırmalar tarafından destekleniyorsa o zaman eğitim htyaçlarınıda esnek biçimde seçme özgürlüğüne sahip olmaları beklenmeli.
Eğitim ihtiyacının saptanmasından başlayarak KOBİ’ler tüm süreci online ve bir de gerçek zamanlı tamamlayabilirse günümüz e-dünyasının dinamizmini de yakalamış olurlar. Aynı anda farklı mekanlarda olupta benzer eğitim ihtiyacı olanları bir araya getirerek sanal bir eğitim sınıfı yaratmanın katacağı değer çok anlamlı olacaktır. Eğitimi sunan kurum açısında önemli bir çoğunluk sağlanması durumunda verimllik ve etkinlik sağlanacak. Eğitim içeriğinin ve sunulmasına yapılan yatırımının geri dönüşü hızlanacak . Birim eğitim maliyetinin düşmesiyle eğitimin kalitesini ve güncelliğini korumaya daha çok pay ayrılabilecek. Eğitimi alanlar açısından benzer iş ve görevlerde çalışan ancak farklı işverenlerden ve farklı mekanlardan, en önemlisi farklı tecrübelere sahip çalışanlar arasında anlamlı bir sinerji oluşacak. Eğitim aynı zamanda proaktif olarak planlanabilecektir. İhtiyacın oluştuğu zaman dilimine en yakın zamanda bu ihtiyaç karşılanmış olacak. Çalışanlar eğitimlerini çalıştıkları yerleşim biriminden ayrılmadan hatta işbaşındayken belirlenmiş bir süreyi bilgisayar başında eğitime ayırarak bir yandan da işlerini aksatmamış olacaklar.
Sonuçta bir önceki yazımızda da vurguladığımız ortak aklın oluşmasının yararına inanıyorsak, KOBİ çalışanları için de e-platformlarda ortak aklın oluşması bilginin paylaşılarak çoğalmasına olanak sağlamak en doğru olanı. Buna önce eğitim ihtiyacını saptayarak başlamak sonra bu ihtiyaca en uygun eğitim programını tasarlamak ve ihtiyacı olanlara sunmak. Bu sürecin her aşamasının önüne ise bir küçük “e” harfi koyabilmek ama bu küçük “e” harfinin aslında çok büyük olan içini doldurmak. Online eğitimi bir açık öğretim veya sadece uzaktan eğitim gibi kısıtlı bir çerçevede algılayarak değil de bir e-öğretme ve e-öğrenme yöntemi olarak ele almak. Etkin, verimli, eğitim ihtiyacı olan her KOBİ çalışanının erişim hakkının eşit olduğu kısacası belki de ülkenin kalkınmasının önemli bir lokomotifi şeklinde algılayarak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.